Ana sayfa / Manşet / Ehl-i Beytin Önemi ve Ehl-i Beyte Saygı

Ehl-i Beytin Önemi ve Ehl-i Beyte Saygı

Ehli Beyt Hiçbir Zaman Mürted Olmaz:Ehl-i Beyt’in İslam dininden başka bir dine girmesi, İslam dininden başka bir dine inanması mümkün değildir. Bu da İslam’ın dört büyük delili olan kitap,sünnet,icma ve kıyasla sabittir.Bin dört yüz yıllık İslam tarihinde böyle bir olayda meydana gelmemiştir ve bundan sonrada gelmeyeceği mutlak bir hakikattir. Onların başka bir dine geçmiş olduğunu varsayan iddiaların hiçbir ilmi dayanağı yoktur.

Seyyid ve Şerif oldukları kesin olarak bilinen hiçbir Ehl-i Beyt için, böyle bir durum söz konusu değildir. Müminler için ilmi nitelikli aşağıdaki yazımız bu konudaki karışıklığı gidermeye yeterlidir.

Ehl-İ Beyt İle İlgili Ayetler

1- Ahzab suresi 33. ayetin sonunda şöyle buyuruyor; “Ey ehli Beyt! Allah sizden ancak günahı gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.”(Ahzab süresi, Ayet;33, Ömer Nasuhi Bilmen, Tefsiri Cilt:6 sayfa;107) Ebu Saidi Hudri Hz.’nin rivayetine göre: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yukarıda zikrettiğimiz ayet nazil olunca. “Bu ayette ki işaret edilenler beş kişidir. Ben, Ali, Hasan, Hüseyin ve Fatıma”(dır buyurdular.) (Nurul Ebsar. Sayfa:228)

Ebu Saidi Hudri Hz.’nin rivayet ettiği Hadisi Şerife göre; “Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimiz kırk gün sabah (namazına giderken) Fatıma annemizin evinin önünde ‘Ey Ehl-i Beytim, Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Namaza kalkın ki Allah’ın rahmeti daima üzerinizde bulunsun.” diyordu.

2-Şura suresi 23. ayetin sonların da mealen; “De ki; Ben buna karşılık sizden, akrabalıkta sevgiden başka bir ücret istemiyorum.” Yani ey Muhammed, Kureyş kafirlerinden olan o müşriklere de ki: Size yaptığım bu tebliğ ve nasihate karşılık sizden bana vereceğiniz bir mal istemiyorum. Sizden ancak kötülüğünüzü benden uzak tutmanızı ve Rabbimin risaletini tebliğ etmeme müsaade etmenizi istiyorum. Şayet bana yardım etmiyorsanız, hiç olmazsa, aramızda ki akrabalık bağına saygı göstererek bana eziyet etmeyin.

İmam-ı Beğavi Tefsirinde; İbni Abbas’ın rivayetine göre Resûlullah(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimize şöyle denildi: – Bu ayette ki sevilmeleri bize emir olunan hangi akrabalarınızdır Ya Resulallah, diye sorulunca; Allahın Resülü ; Onlar, Ali, Fatıma ve onların iki çocuğudur. Hasan ve Hüseyin’dir” buyurdular.

Sahih hadise göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) efendimiz bir hutbesinde şöyle buyurmuştur: “Sizin aranızda iki şey bırakıyorum ki, bunlar,Allah’ın kitabı, Neslim(Ehl-i Beytim) ve yakın akrabalarım” dır. Havz-ı Kevser’e gelinceye kadar bu ikisi birbirinden hiç ayrılmayacaklardır.” (İbn-i Kesir Tefsiri Cilt:5 sayfa:312)

Kur’an-ı Kerim’in ve Resûlullah’ın Ehl-i beytinin (Neslinin) kıyamete, hatta Kevsere kadar hiç ayrılmayacağı, bir bütünlük içinde olacağı,başkaca hiçbir delile ihtiyaç kalmaksızın açıkça beyan edilmiştir.

4-Al-i İmran suresi 103. ayetin başında mealen; “Ve hepiniz Allah Teala’nın ipine sımsıkı sarılınız ve birbirinizden ayrılmayınız”

Cafer-i Sadık Hz’nin görüşüne göre; “Allah’ın ipi, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimizin Ehl-i Beyti’dir.”diyor.(Salebi tefsiri)

5-Nisa suresi 54. ayette mealen; “Yoksa onlar Allahü Teala’nın lütfundan insanlara verdiği şey üzerine haset mi ediyorlar? Biz muhakkak İbrahim’in soyu’na kitap ve hikmet verdik, ve onlara büyük bir mülk verdik” (Ömer Nasuhi Bilmen. Cilt;2 sayfa;72) Nurul Ebsar Kitabının sahibi “Bu ayetteki işaret edilen Ehl-i Beyt’ten başkası değildir” diyor.

6-Meryem suresi 96. ayetinde mealen; “O kimseler ki, iman ettiler ve güzel güzel amellerde bulundular, muhakkak ki, Rahman, onlar için-kalplerde- bir sevgi vücuda getirmiştir.” (Ömer Nasuhi Bilmen cilt;4, sayfa 16) Nurul Ebsar, kitabında “Hz. Ali(kv) ‘ye şöyle denildi; bu ayette ki işaret sen ve senin zürriyetindir. Mahşer günü Allah (CC) Sizden razı olacak, Sizler de Allah (CC)’ın verdiklerinden razı olacaksınız”

7.Furkan Suresi 54 ayetinde mealen; “O’dur sudan insan yaratıp ona soy-sop veren. Rabbin, her şeye kadirdir” Allah, insanı, (görünüşü) zayıf bir meniden yaratmış, onu düzenleyip, dilediği gibi, erkek ve dişi olarak yaradılışı mükemmel bir varlık kılmıştır. “O’dur, ona soy-sop veren” O, başlangıcında soylu soplu bir çocuktur. Sonra evlenir hısım ve akrabaları olur. İşte bütün bunlar, azıcık bir sudandır. Bu nedenle yüce Allah; “Rabbin, her şeye kadirdir.” Buyurmuştur. (İbn-i Kesir tefsiri, Cilt:4, sayfa:226) El Dürer Kitabının sahibi Muhammed Bin Sirin’den rivayete göre; Bu ayet Hz. Peygamber Efendimiz ve Hz. Ali (kv) hakkında nazil olmuştur. Çünkü Hz. Ali efendimiz soy olarak amcasının oğludur. Damadı olması yönüyle de akrabalık (hısımlık) bağı vardır.

8- Duha suresinin 5 ayetinde mealen; “Ve muhakkak ki;Sana Rab’bin ihsan buyuracak, sen de hoşnut olacaksın” (Ömer Nasuhi Bilmen, Cilt:8 sayfa:416) İmam Kurtubi İbni Abbas Tefsirinden naklen ” Resûlullah’ın hoşnutluğu O’nun Ehl-i Beytinin hiç birisinin cehenneme girmemesidir.” (C-20, S-95) İmam-ı Taberi; İmam-ı Kurtubi’nin görüşünü aynen teyid ediyor. (C-20, S-95)

9-Al-i İmran suresi 61 ayetinde mealen; “Artık sana ilim geldikten sonra her kim onun hakkında seninle münakaşada bulunursa, de ki: Geliniz, oğullarımızı ve oğullarınızı,kadınlarımızı, kadınlarınızı, kendi şahıslarımız ve şahıslarınızı davet edelim, sonra dua ve niyazda bulunalım, Allah Teala’nın lanetini yalancıların üzerine kılalım…” Resulu Ekrem(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimiz ise lanetleşmek için muhterem torunları Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’i ve Muhterem kızı Hz. Fatıma’yı ve damadı muhterem Hz. Ali (kv)’yi yanına almış, ben dua ettiğim zaman sizde amin deyiniz diye onlara tenbihatta bulunmuştur.

Resulu Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Hazretleri bu duasının kabul olacağını kesin şekilde bilmeseydi, böyle bir lanetleşmeye onları davet edemezdi. Binaenaleyh bu da onun bir yüce peygamber olduğunu gösteren bir mucize demektir. Gerçekten de Resul-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimiz buyurmuştur ki: Nefsim kudret elinde olan Allahü Teala’ya yemin ederim ki: Eğer onlar lanetleşmede bulunsaydılar, maymuna, domuza dönerlerdi, vadileri ateş içinde kalırdı. Cenab-ı Hak Necran’ı da, ahalisini de, hatta ağaçlarda ki kuşlarını da istisal (Helak) eder, yani kökünden söker atar idi. Buna inanmışızdır. Cenab-ı Hak, her şeye kadirdir. Kafirlerin cezasını tehir buyursa da, dünyada vermese bile mutlaka ahirette verecektir. Bu bir hakikattir.

(Ömer Nasuhi Bilmen, Cilt:1 Sayfa:362-363)

Hazın Tefsirinde ” Bu ayetteki işaretler çocuklarımız kelimesinde ki gaye Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, kadınlarımız kelimesinde ki işaret Hz. Fatıma, şahsımız kelimesinde ki işaret Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimiz ve Hz. Ali (kv)’dir. Çünkü Allah Resulü (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) onları çağırmıştır.”

10-“Allah ve melekleri devamlı Peygamber’e salât ediyor; ey müminler siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin.” (Ahzab/56.)Âyeti nazil olunca, Ashab’tan bazıları, Rasûlullah (s.a.v) Efendimize gelerek: “Yâ Rasûlellah! Size nasıl selâm vereceğimizi biliyoruz, fakat size, Ehl-i Beytinize nasıl salât okuyalım?” diye sordular. Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: “Şöyle deyin: “Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âline (ailesine ve zürriyetine) salât et. Peygamberin, İbrahim’e ve âline salât ettiğin gibi. Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âline (ailesine ve zürriyetine) bereket ihsan et, onları mübarek kıl. Peygamberin,İbrâhim’e ve âline bereket verdiğin gibi.” (Buhârî, Ehâdisü’l-Enbiyâ, 10; Müslim, Salat, 65-69.)

Ehl-i Beyti Anlatan Hadisler; Bu konuyla ilgili hiçbir şüphe bırakmayacak kesinlik arz eden bir çok hadis-i şerifler vardır.

Biz birkaç tanesinden bahsedeceğiz:

1-“Benim ehl-i beytim Nuh (as)’un gemisi gibidir. Kim binerse kurtulur,muhalefet ederse helak olur.” (Hadis-i Şerif)

2-“Peygamber efendimize sorulmuş; Ya Resûlullah siz Ehl-i Beytinizden en çok kimi seviyorsunuz.? Cevaben; “Hasan ve Hüseyin’i çok seviyorum” buyurmuşlardır. (Hadis-i Şerif)

3- “Bir gün Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimiz, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i dizlerinin üzerine oturttu. Ve şöyle buyurdu: Bunlar benim çocuklarımdır, kızımın çocuklarıdır. Allah’ım ben onları çok seviyorum, sende onları sev.” diye dua buyurmuştur. (Hadis-i Şerif)

4- Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimiz; “Hasan ve Hüseyin Cennetteki gençlerin Seyyidleridir.” diye buyurmuşlardır. (Hadis-i Şerif)

5- “Ehl-i Beytimi sevmeyenin kalbine iman girmez” (Hadis-i Şerif)

6- “Benim Ehl-i Beytim benim bir parçamdır” (Hadis-i Şerif)

7- “Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimize bakarken şöyle buyurmuştur: “Kim beni severse ve bu ikisini de severse (Hz. Hasan ve Hz.Hüseyin) ve onların anne ve babalarında (Hz. Fatıma ve Hz. Ali yi) severse kıyamet gününde benimle beraber olur.” (Şefaatime nail olur) (Hadis-i Şerif)

8- Allah’ın laneti, “Seyyid olduğu halde Seyyidliğini inkar eden, Seyyid olmadığı halde seyidim diyen kimsenin üzerine olsun.” (Hadis-i Şerif)

Bütün mezheplere göre, beş vakit namaz içerisinde ki son oturuşta, Tahiyyat, Salli ve Barik dualarını okuyarak Peygamber efendimiz ve onun Ehl-i Beytine salat ve selam getiriyoruz. Ancak böylece kamil bir namazdan bahsede biliyoruz.

Keşaf Tefsirinde; “Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kim peygamber ve Ehl-i Beyt sevgisi üzerine ölürse şehit mertebesinde ölür . Kim ki Ehl-i Beyt sevgisi üzere vefat ederse imanı kamil ile gider. Kim ki Ehl-i Beyt muhabbeti ile ölürse ölüm meleği onu cennetle müjdeler ve ondan sonrada Münker ve Nekir melekleri de onu cennetle müjdeler. Kim ki Ehl-i Beyt sevgisi üzere vefat ederse cennete bir gelinin damat odasına süslenip girdiği gibi oda cennete süslenip girecek. Kim ki Muhammed in (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Ehl-i Beyti sevgisi üzerine vefat ederse kabrinde cennete giden 2 kapı açılır. Kim ki Muhammed in (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Ehl-i Beyti sevgisi üzerine vefat ederse onun kabri rahmet meleklerinin ziyaretgahı olur. Kim ki Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in Ehl-i Beyti sevgisi üzerine vefat ederse ehli sünnet vel cemaat mezhebi üzere ölür . Kim ki onların buğzu (zulüm) üzere ölürse, onun alın çatısında Allah’ın rahmetinden umutsuzdur yazılıdır. Kim ki onların buğzu üzere ölürse kafir ölür. Kim ki onların buğzu üzere ölürse cennetin kokusunu bile alamaz.” (Hadis-i Şerif)

İmam Fahreddin Razi Hazretleri buyuruyor ki; Bu hadislerden anlaşıldığı gibi Ehl-i beyt sevgisi vaciptir. Ve onlara buğz (zulüm) etmek haramdır. Bu görüşü tasdik eden büyük imamlardan İmam-ı Azam, İmam-ı Malik, İmam-ı Ahmet bin Hanbel, İmam-ı Şafi, Beyhaki ve Beğavi gibi büyük İslam alimlerinin görüşleri de bu şekildedir.

İmam Şafiî (rh.) başka bir sözünde Ehl-i Beyt sevgisinin farz olduğunu şöyle dile getirir: “Ey Resûlullah’ın Ehl-i Beyti ! Sizi sevmek bize farzdır. Allah indirdiği Kur’an’da böyle emretmiştir. Size salât okumadan namaz kılanın namazının kabul olmaması, sizin için en büyük bir övünç kaynağıdır ve bu size kâfidir.” (Muhammed Afif ez-Za’bî, Divânu’ş-Şâfii, 72)

Ehl-i Beyt hakkında, yukarıdaki ayet ve hadisler gibi birçok ayeti kerime ve hadisi şerif varid iken, bunların başka bir dine girmesi mümkün değildir. İslam dininin dört delili olan Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyasa göre, kesinlikle İslamiyetin dışına çıkmazlar ve çıkmaları da mümkün değildir. Çünkü onlar Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’ın birer parçasıdır.

Seyyidler ve Şerifler tarih boyunca insanlara güzel örnek olmuşlardır. İnsanların içerisinde, ilimde olsun, ticarette olsun, tarımda olsun , halktan biri olmuşlardır. Ve insanlara asırlar boyunca güzel ilimler sunmuşlardır.

Son Avrupa seyahatimde, Vatikan kütüphanesinde Seyyid Abdülkadiri Geylani Hz.’nin kitaplarını araştırırken, Mübareğin elimizde bulunmayan elyazması bir vasiyetnamesine rastladım. Nadir bulunabilecek bu vasiyetnamede şöyle diyor; “İnsanları kendiniz kadar sevin. İyilikte, ittifakta, güzel işlerde ve güzel sözlerde daima insanlara örnek olun. Birleştirici olun dünya ve ahiret ilminde daima ilerde olun. İlimlerin en güzelini öğrenin,öğretin ve mucit olun” diye vasiyet buyurmuştur.

Yine Vatikan’da Ehl-i Beytle ilgili eşine az rastlanır ondört adet kitap ve risaleye ulaştım,tetkik ettim.

Avrupada’ki bazı kütüphanelerde ise “Yıldızlar, uzay, gök ilimleri, yer ilimleri ve harf ilimleriyle” ilgili bir kitaba da rastladım. Kitabın müellifi de Abdülkadiri Geylani Hz.’nin torunlarından bir Seyyid idi. Şu ana kadar bu kitap hiçbir yerde de yayınlanmamıştır. Ve hat (el yazması) olarak orada bulunmaktadır.

Bu kadar ayet-i kerime ve hadis-i şerifler, alimlerin görüşleri, tarihi belgelerin de ışığı altında, her insanın Seyyid ve Şerifler hakkında ki hüsnü niyetini arttırması gerektiği, inkar edilemeyecek bir hakikattir.

Bir mü’min olarak meselelere, ilmi delillerle yaklaşıp, insaf ve vicdan çerçevesinden de çıkmamak gerekir.

Allah (CC)’a emanet olun…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir